Medyum Zeynel Eroğlu

Büyü çeşitleri ve Tarifleri

images (15)1- Keldani ( Babil) Sihri ki, semavi kuvvetlerle yeryüzüne ait güçlerin karışımı yoluyla meydana getirildiği söylenen ve tılsım adı verilen şeylerdir. Keldaniler eski bir kavim olup, yıldızlara taparlar ve bu yıldızların kainattaki olayları yönetip yönlendirdiğine, hayır ile şerrin, rahatlık ile bedbahtlığın bunlardan kaynaklandığına inanırlardı. Bunların tılsım adı verilen bazı garip şeyler yaptıkları söylenmektedir. ibrahim (a.s) bunların bu batıl inançlarını düzeltmek adına gönderilmişti ki, bunlar başlıca 3 tabakaydılar.
Bir bölümü kainatın ve yıldızların kadim ( öncesiz) olduğuna ve kendiliğinden varolmuş bulunduğuna kani idiler ki, bunlar özellikle “sabie” adıyla tanınmış idiler. Anlaşıldığına göre gök ve tabiat bilimlerinde bir hayli ileri gitmişler ve bazı sanayi gariplikleri meydana getirebilmişlerdi. Hz. Peygamber (s.a.v) yıldızlarla ilgili olarak öğrenilen bilgilerin sihir imalinde kullanılmasını yasaklamıştır.
öteki bir kısmı, meleklerin uluhiyetine kail olmuşlar ve her bir melek için bir heykel yapmışlar ve bunlara tapmışlardı.
üçüncü bir kısmı da meleklerin ve yıldızların üzerinde ve ötesinde her şeyi yaratan, istediğini yapabilen bir yüce yaratıcının varlığını kabul ederler, fakat o yüce yaratıcının, o yıldızlara bu alemde etkileyici bir güç bahşetmiş ve kainatın yönetimi adına onları görevlendirmiş bulunduğuna inanırlardı. Bu inanç şekli de genelde Tabiiyyun mezhebine ( rabiiyyecilere = naturalizme ) benzemektedir. Bize kalırsa, bu sihirde tabiiyyat ile ruhiyatın eski yıllarda keşfedilmiş bazı acayip özellikleri birleştirilerek uygulanmış bulunduğu anlaşılmaktadır.
2- Evham sahiplerinin ve kuvvetli insanların sihirleridir. Bunlar öyle sanırlar ki, insanın ruhu terbiye ve tasfiye ile kuvvetlenir ve etki gücünü arttırır. idraki, saklı kapalı şeyleri algılayacak derecede gelişir, iradesi de kendi dışında bir takım olayları etkileyecek derecede güçlenir. O zaman dilediği oldukça çok şeyleri yapar, eşyada, canlılarda ve diğer insanda kendi bedenindeki benzeri tasarruf eder. Hatta o dereceye varır ki, bir irade ile bünye ve yolları değiştirebilir. isterse öldürür ve tekrardan diriltir, varı yok , yoku var edebilir. Gerçekten de gövde terbiyesi gibi ruh terbiyesinin de birçok faydası olduğu inkar edilemez. fakat ruhun bu derece güç kazanması, bir ilahi ihsan olmadan, sadece çalışmayla elde edilebilmekte birşey olduğunu farz etmek evhamdan öte birşey değildir.
bir takım kimseler, riyazet, havas, rukye, muska, uzlet ve benzeri bazı yollara başvurarak, ruh ilminin bazı acayip olayları ile uğraşırlar ki, manyetizma, hipnotizma, fakirizm ve diğerleri bu cümleden şeylerdir. Sihrin en aldatıcı ve en tehlikelisi de budur.
üç- Cinlerden ve kötü ruhlardan yardım görme yoluyla yapılan sihirdir ki, azaim ve cincilik dedikleri şey budur. Mutezile ve son devir filozoflarından bazıları cinleri inkar etmişlerse de bunlar kısa görüşlü ve inkarda aceleci kimselerdir. Sanki kainatta ruhani ve cismani hiç bir gizli güç kalmamış da hepsi keşfedilmiş ve sınırları belirlenmiş benzeri, cinlerin aslı yoktur diye inkarı bastırmak, ilmi bir davranış olamaz. Bu inkarcıların bir kısmına “dünyada daha bilmediğimiz gizli kapaklı nice tabiat kuvveti bulunmaktadır” deseniz, bunlar “evet” demekte tereddüt etmezler de aynı anlamda olmak üzere “cin bulunur” deseniz, derhal inkar ederler.
Bunun adına filozofların büyükleri cinleri inkar etmemiş ve “ervah-ı ardıye” adıyla anmışlardır. ama bunlarla belirgin sebepler altında kişilerin ilişki ve bağlantı sağlayıp sağlayamayacakları ilmi bir biçimde tespit edilip ortaya konmadan hüküm verilemez. fakat bundan ötürü bu yolla yapılan ve yapılacak sihirlerin varlığı inkar değil, kabul etmek zaruridir. Hatta bugünün ispiritizmacılarını bu cinlerden sayabiliriz.